|
Önceki yazımda bugüne kadar heavy metal ve türevleri ile tanışma fırsatı bulamayan okurlarımıza bu müzik türünün nasıl ortaya çıktığına, gelişim sürecine ve günümüzdeki durumuna ilişkin bilgiler vermeye çalışmıştım. Asıl amacım ise dergimizin misyonuyla paralel bir şekilde bu müzik tarzının önde gelen davulcularının hayatları, etkilenimleri ve teknikleriyle ilgili paylaşımlar yapmaktı. İşte şimdi ikinci adıma gelmiş bulunmaktayız. Birçoğunuzun belki de yakından inceleme şansı bulamaması, kötü örneklere denk gelmesi veya önyargıları nedeniyle bir teknikleri olup olmadığından bile şüphe duyduğu öyle üstün müzisyenler var ki. Şahsen uzun seneler boyunca bu tarza yabancı müzisyenlerin, yaptığımız müziğe ve çaldığım stile karşı belki biraz küçümseyici bile olan yaklaşımlarından nasibimi fazlasıyla aldım. Metal müzik ve türevleri büyük bir çoğunlukça, çocukluk sonrası en çok 21-22 yaşına kadar dinlenebilecek ve/veya yapılabilecek bir tarzdı. Bu yaştan sonra sizi metal müzik gruplarında çalarken gören, diğer tarzlarda uzmanlaşan müzisyen çevreniz, yaşınızdan dem vurup şaşkınlıkla izlediklerini ifade eder, dalga da geçerlerdi. Ama bu süreç özellikle son 5 yılda metal müziğin teknik anlamda inanılmaz seviyelere yükselmesiyle epey tersine döndü... |